20 Ocak 2026 Salı
Seferihisar Belediyesi Ürkmez Hizmet Noktası, yarıyıl tatilinde Ürkmez’de yaşayan çocuklara unutulmaz bir gün yaşattı.
Ürkmez’e getirilen kar sürpriziyle büyük sevinç yaşayan minikler, oyunlar ve eğlenceli etkinliklerle tatilin keyfini çıkardı.
Çocukların mutluluğuna aileler de ortak olurken, Ürkmez Hizmet Noktası gün boyunca kahkahalarla doldu. Etkinlikte çocuklara yönelik düzenlenen atölye çalışmaları da yoğun ilgi gördü. Yarıyıl tatili boyunca eğitici ve eğlenceli atölyelerin devam edeceği belirtildi.
Etkinlikte konuşan Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, çocukların mutluluğunun kendileri için en büyük motivasyon kaynağı olduğunu vurguladı. Başkan Yetişkin konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Çocuklarımızın yüzündeki gülümseme, bizim en büyük motivasyonumuz. Sizin mutluluğunuz bize güç veriyor, yarınlara umutla bakmamızı sağlıyor. Sizler güldükçe, biz daha güzel işler yapmak için daha çok çalışıyoruz. Bu kent sizinle güzel.”
Başkan Yetişkin, Seferihisar Belediyesi olarak çocukların sosyal, kültürel ve sanatsal gelişimlerini destekleyen etkinlikleri artırarak sürdürmeye devam edeceklerini belirtti.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Beylikdüzü Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen “Şiddetle Mücadelede Yerel Yönetimlerin Rolü” eğitim programında toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddet türleri, hukuki mekanizmalar, yerel yönetimlerin sorumlulukları ve çözüm önerileri masaya yatırıldı.
Beylikdüzü Belediyesi, Türkiye Belediyeler Birliği ve Ankara Barosu Gelincik Merkezi iş birliğinde hazırlanan “Şiddetle Mücadelede Yerel Yönetimlerin Rolü” eğitim programına ev sahipliği yaptı. Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen eğitim programında, toplumsal cinsiyet eşitliği ve şiddetle mücadele çok yönlü olarak ele alındı. Ankara Barosu Gelincik Merkezi avukatları Cemre Arı ve Nur Banu Satılmış’ın konuşmacı olarak katıldığı programda; şiddetin temelleri, türleri ve toplumsal boyutları, hukuki mekanizmalar ile yerel yönetimlerin bu alandaki sorumlulukları masaya yatırıldı.
Avukatlar deneyimlerini aktardı
Gün boyu süren eğitimde Avukat Cemre Arı, Gelincik Merkezi’nin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verirken, toplumsal cinsiyet eşitliği ve şiddetin nedenleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Mesleki deneyimlerinden örnekler paylaşan Arı, şiddetin farklı türlerini ve toplum üzerindeki etkilerini somut vakalarla anlattı. Avukat Nur Banu Satılmış ise 6284 sayılı kanun başta olmak üzere, şiddetle mücadelede kullanılan hukuki mekanizmalar hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Yerel yönetimlerin görev ve sorumlulukları ile iyi uygulama örneklerinin ele alındığı eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinde çözüm önerileri ve genel değerlendirme ile sona erdi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Buca Belediyesi, ara tatil döneminde Bucalı çocukları Cumhuriyet Kütüphanesi’nde ağırladı. Etkinlik kapsamında çocuklar, kütüphaneyi tanıma ve kitaplarla buluşma imkânı buldu. Buca Belediye Başkanı Mimar Görkem Duman, “Buca’nın tüm çocuklarının kütüphanenin kokusunu bilmesini istiyoruz” dedi.
Buca Belediyesi, ilçenin köyler bölgesindeki Belenbaşı Mahallesi’nde yaşayan çocukları Ernest Balladur Köşkü’nün tarihi atmosferinde yer alan Cumhuriyet Kütüphanesi’nde ağırladı. Ziyaret süresince kütüphane görevlileri tarafından çocuklara kütüphanenin işleyişi, kitaplara erişim yolları ve kütüphane kullanımına ilişkin bilgilendirme yapıldı. Çocuklar, kütüphanede kitapları inceleyerek üyelik işlemlerini tamamladı.
Buca Belediye Başkanı Mimar Görkem Duman, etkinliğe ilişkin yaptığı açıklamada, çocukların eğitim ve kültürel gelişimine katkı sağlayan çalışmalara önem verdiklerini belirterek, şunları söyledi:
“Köylerimizde yaşayan çocuklarımızın sosyal ve kültürel imkânlara erişimini artırmak önceliklerimiz arasında yer alıyor. Ara tatil döneminde Belenbaşı Mahallemizden gelen öğrencilerimizi Cumhuriyet Kütüphanemizde ağırladık. Amacımız, çocuklarımızın kitapla ve kütüphane kültürüyle erken yaşta tanışmasını sağlamak. Buca’nın tüm çocuklarının kütüphanenin kokusunu bilmesini istiyoruz.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
“Geleceğin Mutfağı”, yalnızca mutfakta değil, toprağın kalbinde de filizleniyor. Ödüllü kitabın yazarı Özge Şahin, sürdürülebilirlik vizyonunu geleceğe somut bir mirasa dönüştürerek, Ege Orman Vakfı iş birliğiyle İzmir Kınık Kalemköy mevkiinde 2.000 fidanın dikilmesine katkı sağladı ve bir hatıra ormanı oluşturdu.
Gastronomi dünyasının en prestijli ödüllerinden Gourmand World Cookbook Awards 2025’te “Sürdürülebilirlik” kategorisinde dünya birinciliğine layık görülen Geleceğin Mutfağı, bu anlamlı iş birliğiyle yalnızca bir ödül kazanmakla kalmadı; doğaya ve geleceğe uzanan kalıcı bir iz bıraktı. 1995 yılından bu yana orman ekosistemlerinin sürdürülebilirliği ve gelecek kuşaklara sağlıklı, yaşanabilir bir dünya hedefiyle çalışmalarını sürdüren Ege Orman Vakfı ile birlikte hayata geçirilen bu proje, kitabın vizyonunu toprağa taşıdı.
Oluşturulan orman alanını, Ege Orman Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Sertaç Bakioğlu ve Başkan Vekili Enver Bakioğlu ile birlikte ziyaret eden Özge Şahin, fidan dikimini bizzat kendisi gerçekleştirdi. Böylece Geleceğin Mutfağı, yalnızca sayfalarda değil, doğanın içinde de kök salmış oldu.
Fidan dikiminin ardından, Ege Orman Vakfı’nın doğa eğitimleri ve farkındalık çalışmaları kapsamında hayata geçirdiği Sıfır Karbon Noktası Eğitim Merkezi’nde Mavi Şehir İlköğretim okulu öğrencileri ile bir araya gelen Özge Şahin, “atıksız mutfak” yaklaşımı üzerine soruları yanıtladı. Yoğun ilgiyle karşılanan buluşma, sürdürülebilirliğin yalnızca bir mutfak pratiği değil, eğitimle güçlenen bir yaşam biçimi olduğunun da altını çizdi.
Geleceğin Mutfağı’nın sürdürülebilirlik vizyonu, bugün yalnızca mutfakta değil; toprağın, eğitimin ve kolektif bilincin içinde de karşılık buluyor.
Bir Yemek Kitabından Çok Daha Fazlası
Geleceğin Mutfağı, klasik bir yemek kitabının çok ötesinde; okuru bir ay boyunca elektriksiz yaşayabilecek kadar güçlü bir mutfak sistemine, geçmişin bilgeliğini bugüne taşıyan zamansız reçetelere ve gıdayla yeniden kurulan bilinçli bir ilişkiye davet ediyor. Osmanlı’dan Avrupa mutfaklarına uzanan 100 özgün tarif ve sayısız atıksız mutfak tekniğiyle kitap; krizlere dayanıklı, köklerinden güç alan, yenilikçi ve sürdürülebilir bir yaşam rehberi sunuyor.Geçmiş ile geleceği aynı sofrada buluşturan Geleceğin Mutfağı, gıdaya saygıyı merkeze alan yaklaşımıyla sürdürülebilir mutfak kültürünün bir trend değil, geleceğin zorunlu yaşam biçimi olduğunun altını çiziyor.
Özge Şahin Hakkında:
Boğaziçi Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Bölümü mezunu olan Özge Şahin, mutfakla kurduğu bağı doğanın ritmini esas alan bir yaşam anlayışıyla şekillendirdi. Hilton ve Divan gibi markalardaki profesyonel deneyimlerinin ardından odağını; toprağın sunduğu bereketi koruyan, atıksız ve sürdürülebilir bir mutfak kültürüne yöneltti.
Sağlıklı Mutfak Şefliği, Sıfır Atık Mutfak ve Sürdürülebilir Mutfak üzerine aldığı eğitimlerle mutfaktaki dönüşüm yolculuğunu derinleştiren Şahin, Özyeğin Üniversitesi – Le Cordon Bleu’daki kapsamlı çalışmalarıyla uluslararası bir perspektif kazandı. Stanford Üniversitesi’nin Food Sustainability ve Mindful Eating programları ise ona, gıdanın sadece bir tüketim alanı değil; doğayla kurulan döngüsel bir ilişki olduğunu hatırlatan yeni bir bakış açısı sundu.
Anadolu’nun köklü mutfak mirasını çağdaş sürdürülebilirlik ilkeleriyle buluşturan Şahin, yıllar içinde geliştirdiği tariflerde mevsimselliği, yerellik bilgisini ve toprağa saygıyı merkezine aldı. TV 360, Show TV, FOX ve Star TV ekranlarında paylaştığı sağlıklı ve atıksız tariflerle geniş kitleleri bilinçli tüketim kültürüyle buluşturdu; 39 bölümlük “Atıksız Mutfak” serisiyle bu alanda farkındalık yarattı.
Bugün hâlâ üretmeye, araştırmaya ve doğanın bilgeliğini mutfaklara taşımaya devam eden Şahin; tariflerini YouTube ve Instagram üzerinden paylaşarak sürdürülebilir yaşamı herkes için ulaşılabilir kılıyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Akran zorbalığı, eğitim ortamlarında en sık karşılaşılan sorunların başında geliyor. Yapılan bilimsel çalışmalar, zorbalık davranışlarının önemli bir bölümünün çocukların ev ortamında maruz kaldığı iletişim dili ve ebeveyn tutumlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü akademisyeni ve Karatay Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Yüzbaşıoğlu, bazı çocukların evde bastırılan öfkesini okulda dışa vurduğunu, bazılarının ise evde öğrendiği “üstünlük” algısını, kendisinden daha güçsüz gördüğü akranları üzerinde denediğini belirterek önemli bilgiler paylaştı.
Akran zorbalığı, eğitim ortamlarında en sık karşılaşılan sorunlardan biri olarak görülüyor. Çocukların, kendilerine söylenenlerden çok, günlük yaşamda gözlemledikleri davranışları model aldığını belirten KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Yüzbaşıoğlu şunları kaydetti; “Evde sorunların bağırarak çözüldüğü, öfkenin bastırıldığı ya da bireylerin etiketlendiği bir iletişim dili, fark edilmeden çocukların akran ilişkilerine taşınıyor. Bu durum, okul bahçelerinde görülen itme, alay etme, dışlama ve lakap takma gibi davranışların temelini oluşturabiliyor. Araştırmalar, sert, tutarsız ya da aşırı kontrolcü ebeveynlik tutumlarıyla büyüyen çocukların, akran ilişkilerinde daha fazla saldırganlık ve zorbalık davranışı sergileyebildiğini gösteriyor. Ev ortamında sınırların tehdit, korku ya da utandırma yoluyla çizilmesi, çocuğun sınır kavramından ziyade güç ilişkisini öğrenmesine neden oluyor.”
“Akran Zorbalığı Her Zaman Fiziksel Değildir”
Yüzbaşıoğlu, bazı çocukların evde bastırılan öfkesini okulda dışa vurduğunu, bazılarının ise evde öğrendiği üstünlük algısını, kendisinden daha güçsüz gördüğü akranları üzerinde denediğini belirterek; “Özellikle fiziksel cezaya ya da sert otoriteye maruz kalan çocuklarda empati becerileri daha zayıf gelişiyor ve başkalarının duygularını fark etmede güçlük yaşıyorlar. Zorbalık, fiziksel şiddetle sınırlı değildir. Dışlama, alay etme, bilinçli yok sayma ve lakap takma gibi davranışlar da zorbalık kapsamında değerlendirilmelidir. Zorbalık dendiğinde çoğu ebeveyn kendini otomatik olarak geri çeker. ‘Benim çocuğum öyle bir çocuk değil.’ Oysa zorbalık her zaman yumruk atmak değildir. Bazı ebeveyn tutumları, istemeden de olsa bu davranışları besleyebilir. Çocuğu sürekli başkalarıyla kıyaslamak, sen daha iyisin vurgusunu abartmak, başarıyı insan değerinin önüne koymak, çocuğun hatalarını başkalarının önünde küçümsemek gibi davranışlar, çocuğun kulağına yüksek sesle değil, fısıltıyla yerleşir. Zamanla çocuk, kendi değerini başkalarıyla karşılaştırarak tanımlamaya başlar. Bu durum, ilişkilerde sağlıksız güç arayışlarını ve zorbalık davranışlarını tetikleyebilir” dedi.
“Duyguların İlk Öğretildiği Yer: Ev”
Duygu düzenleme becerilerinin gelişiminde aile ortamının belirleyici rol oynadığını ifade eden Yüzbaşıoğlu; “Ağlamanın abartı, öfkenin ayıp, korkunun ise saçma olarak görüldüğü evlerde çocuk, duygularını tanımayı ve ifade etmeyi öğrenemiyor. Bastırılan duygular ise okul ortamında saldırgan davranışlar olarak ortaya çıkıyor. Konuşulamayan öfke fiziksel davranışlara, ifade edilemeyen hayal kırıklığı alaya, görülmeyen korku ise güç gösterisine dönüşebilir” şeklinde konuştu.
“Davranışla Verilen Eğitim, Sözcüklerden Daha Etkilidir”
Akran zorbalığıyla mücadelede en etkili yöntemin, çocuklara uzun öğütler vermekten çok, yetişkinlerin davranışlarında gizli olduğunu vurgulayan Yüzbaşıoğlu; “Hata yaptığında özür dileyebilen, öfkesini yönetebilen, gücünü baskı kurmaktan çok adil ve tutarlı davranarak gösteren ebeveynler, çocuklara kalıcı mesajlar verir. Başkalarının sınırlarına saygı duyan, haklı olmak yerine adil olmayı seçen bir yetişkinle büyüyen çocuk, ilişkilerde gücün nereden geldiğini öğrenir. Bu derste ceza yoktur, nutuk yoktur ama etkisi uzun yıllar süren bir öğrenme vardır” ifadelerine yer verdi.
Yüzbaşıoğlu; “Akran zorbalığı yalnızca okulun, öğretmenin ya da öteki çocukların sorunu değildir. Bu mesele çoğu zaman akşam sofralarında kurulan cümlelerde, evde yükselen ses tonlarında, çocuğun duygularına verilen tepkilerde sessizce filizlenir. Zorbalığı konuşurken gözlerimizi çocukların davranışlarına çevirmek kolaydır. Asıl zor olan, ebeveynlerin günlük hayatta verdikleri küçük ama sürekli mesajları fark edebilmektir. Çünkü bazı davranışlar okul bahçesinde görünür hâle gelir ancak onların dili, sınırları ve tonu çok daha önce evin içinde öğrenilmiştir. Okul, çoğu zaman sadece bu öğrenmenin sahnesidir. Senaryo ise çoktan evde yazılmıştır” diyerek önemli tavsiyelerde bulundu.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı